Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi – Dede Korkut’un Üçüncü Elyazması

Kategori : Yeni betikler - Etiketler :, , , , - Tarih : 05 Ağustos 2019

Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi

Dede Korkut’un Üçüncü Elyazması‘nda yer alan boylamalardan (öykülerden) biri olan ve Salur Kazan’ın yedi başlı ejderhayı öldürmesini anlatan bölüm şöyledir:

(S. 52) Bir gün insanlar ejderhası, İslam dininin kuvveti, konuratlı Salur’un iyisi, Eymür görkemi, Zu’l-kadr delisi, Savlan Dağı yaylalı, Sarıkamış kışlalı, seksen bin er heybetli, kara çelik kılıcının keskin yanı, sivri süngünün parıltısı, suhâr okların ucu, sert yayların kabzası, Azerbaycan görkemi, padişahın vekili, Ulaş oğlu Gazan kara yaz mevsiminde tazı ve genç köpekleri yedeğe aldırdı, deniz kuşlarını götürttü, ala parsları (?evcilleştirtti), üç yüz yiğit götürdü, Ak Mankan’ı gözledi, ava gitti, Ak Mankan’da av avladı, kuş kuşladı (vur-du), ikindi zamanı dedi ki “Ağalarım kimse benimle gelmesin, hepiniz çadıra gidin, ben yalnız olarak av avlar, çadıra gelirim”. Adamlarını yollayarak Gazan yalnız başına Ak Manka’nın tepesinde konur atı oynattı. Karanlık bastı, ama eline bir av geçmedi. Dedi “Ya Rabbî, ben adamlarımdan (S. 53) ayrıldım, bir av avlayayım, eli avsız gitmeyeyim çadıra, sen beni avsız koyma”. “Alçak Ava” yerlerine göz gezdirdi; kara dağın eteğinde yedi yerde meşale gibi yanan [bir şey] gördü, yedi yerden de koyu koyu dumanın çıktığını gördü. Gazan bunun kendi çadırını aydınlatan ışık olduğunu sandı. At oynattı, o ışığa doğru yola koyuldu. Gazan’ın çadırında Gazan’ın hizmetçisi Lele Kılbaş, Gazan’ın yalnız başına avda olduğunu duyunca dayanamadı, Gazan’ın peşinden koşarak gitti. Gazan oraya vardığında tepe gibi yatan bir şey gördü; meşe gibi kabaran bir şey gördü. Yedi başlı yer yılanı, bir ejderhaya rast geldi. Yedi yerde meşale gibi yanan ol ejderhanın gözleriymiş, yedi yerde koyu koyu çıkan duman o ejerhanın ağzının buğusuymuş, meşe gibi kabaran da ejderhanın yelesiymiş. Ejderhayı görünce Gazan’ın tüm yüreği doldu, taştı. Olup biten her şey (S. 54) Gazan’a aydın oldu. Ejderha ile dövüşmeyi düşündü. Arkasına baktı Lele Kılbaş’ı hizmetine hazır gördü. Lele’ye danışmayı uygun gördü: “Canım Lele bu tepe gibi yatan ejderhayı görüyor musun? Bu ejder-hanın üstüne varalım mı, yoksa çekilip, savuşup geçelim mi? Ne düşünürsün? Canım Lele bana söyle”, dedi. Lele, Gazan’ın yiğit ve mert kişi olduğunu, [o yüzden] gitme derse belki gazaba uğrayacağını düşündü. [Lele] şöyle dedi:Ağam, karşıda duran kara dağın yükseğisin, sakın ölme; duru akan taşkın suyun güzelisin, sakın ölme; kazagucun aygırısın, sakın ölme; develerin buğrasısın, sakın ölme; koyunların koçusun, sakın ölme; ejderha dedikleri aslında bir yılandır, o yılanın üstüne git. Gazan konur atı (S. 55) oynattı, ejderhanın üzerine hızlı geldi. Ejderhanın yatıp uyuduğunu gördü. Gazan biri uyurken canını almak mertlik olmaz, hile ile dirilmek er oğluna dirilik olmaz diye düşündü. Sadağından bir “suhâr” kaptı, bir okla ejderhayı vurdu. Ejderha uyanınca kuyruk salladı, dağı dolaştı, ağu saçtı, yer boyadı, bir nefes aldı, içine giysi çekti, küçük kenger çalısının rüzgâr önünde yuvarlanışı gibi, Gazan atı ve giysisiyle ejderhanın boğazına girmek zorunda kaldı. Gazan nâra attı, Allah’ına yalvardı: “Ey yükselttiğini göğe yetiren Yüce Tanrı, ey vurduğunu [amacına] ulaştırmayan Ulu Tanrı, çok kimseler seni gökte ister, [ama sen] müminlerin gön-lündesin, sadıkların dilindesin; “Allah Tanrı”, sana bir diyenin ağzını öpeyim, iki diyenini ağzına çarpayım, akarsular üstüne köprü yapayım, [geri] kalmışların elinden tutayım, çıplakların üstünü örteyim. Gazan’ı (S. 56) son zamanında bir yılan yendi, demesinler. Ey yüce Tanrı, sen beni kurtar”.

Başına kötü bir gün gelmesin, kötü günde olduğun zaman Allah’ına yalvar. Allah’ına yalvaranlar mahrum kalmazlar. Gazan Allah’ına yal­varınca onunla ejderhanın arasında bir oda gibi kaya peyda oldu. Gazan o kayanın tepesine yetiştiği zaman attan indi. Süngüsünü yere dikti, kalkanıyla üstünü kapattı. Bir yiğit sağ oldukça bir silah can verir. O silah bir an, bir saat kadar kısa bir zamanda o yiğide gerekli olur. Ejderha, Gazan’ı içine çekerek yenmek için ne kadar uğraştıysa da süngü ile kalkan ona kayanın sırtına çıkmaya izin vermedi. Gazan o kayanın üstünde kendisine yer temin etti. Ejderhanın heybetinden Gazan’ın bir gözü bulandı, [gözüne] kan doldu. Gazan kendi gözüne öfkelendi: “Bre sen benim namert gözüm, kara çelik, keskin kılıcın yalmanından korkmazdın, suhâr oklar (S. 57) ucundan çekinmezdin, on altı batmanlık kâfir topuzu tepeme çarptığında patlamadın, ejderha dedikleri bir yılandır, onda ne var ki bulaşırsın, zayıflarsın? Senin gibi namert gözün benim gibi mert yiğitte ne işi var?”Hançerini çıkardı, gözlerini oymağa niyet etti. Sonra, “Eğer ben gözümü oyarsam, Gazan ejderha görmüş, korkusundan hiç bir bahane bulamayıp gözlerini çıkarmış, derler” diye düşündü. Sadağını önüne boşalttı, seksen oku tükeninceye kadar boğum boğum ejderhaya sapladı. Ejderhanın somurmak gücü kalmadı da can havli kaldı. Kara çelikten keskin kılı­cını eline aldı, ejderhanın üzerine kılıç darbeleri indirdi. Yedi başı bir boğumdan kılıçladı yere düşürdü. Ejderhanın ağusu yer yüzüne döküldüğü zaman ağusundan toprağa ateşler düştü. Gazan hançerini batırdı, kılıcını batırdı, (S. 58) bıçağını batırdı, ejderhanın üzerinde bağdaş kurdu. Lele Kılbaş ateşi görünce ejderhanın Gazan’ı yendiğini sandı. “Ak ekmeğini yediğim ağa[m]” diyerek sıra kılıç ejderhanın üstüne hızlı geldi, geldiğinde ne gördü? Ejderhanın yedi başının kara toprağın üzerinde durduğunu gördü. Gazan’ın kendisini de ejderhanın arkasında bağdaş kurmuş gördü. Lele, “Aferin ağam yiğitliğini, iyili­ğini takdir [ettim]” dedi. Gazan da “Canım Lele, ejderhayı ben öldür-medim, senin tutumun ile himmetin öldürdü. İyi ustalar getir ve bu ejderhanın derisini soy” dedi. Lele iyi ustalar getirip ejderhanın derisini soydurdu. Gazan ejderhanın derisinden korku bilmeyen ken­disine bir giysi diktirdi. [Bunu] akça tozlu sert yayına bir kurban saydı. Üç tüylü suhâr oklarına sadak diktirdi, kara çelik kılıcına kın yaptırdı, altı (S. 59) perli, dilli topuzuna kılıf yaptı, ala bayrak parlak mızrağına da bir kap hazırladı, kurt tüylü konur atının eyerine örtü yaptı. Gölge­liğinin yelkenlerini ejderhanın derisinden imal etti. [Ejderhanın] yedi başını bir tasarruf ile soyarak Gazan iyi başı üstüne giydi. Atıyla, giy­sisiyle ejderha giysisine bürünerek padişah Bayındır’ı bekledi, yola koyuldu. Padişah Bayındır’a Gazan ejderha olmuş, geliyor diye haber geldi. Oğuz öyle bir sadık Türk’tür ki “insan nasıl ejderha olur” demez. İnsanlar sağda solda “Gazan insan iken biz onunla baş edemi­yorduk, şimdi ejderha olduğuna göre hepimizi yener, bir tepeye çıkıp onu ok yağmuruna tutalım” diye konuşurlardı. Bayındır padişah konuşur ve şöyle der: “Benim vekilim olan Gazan cesur yiğittir, belki bir ejderha ile karşılaşmış, onu öldürmüş ve bir ejderha kılığına gir­miştir. Eğer Gazan ejderha olmuşsa ne akraba tanır ne de kardeş” dedi. (S. 60) Karabudağ “Padişahım, bana izin ver gideyim Gazan’ın karşı­sına, eğer ejderha olmuşsa o beni yensin” dedi. Karabudağ at oynattı ve Gazan’ın karşısına çıkmaya gitti. Sesi ona ulaşacak kadar uzak bir mesafede durdu ve sadağından ok çıkardı, “Amca senin ejderha oldu­ğunu söylerler, eğer ejderha olmadıysan benim ile gümbür gümbür konuş, konuşmazsan suhâr okun temreniyle seni öldürürüm Gazan, kara çelik kılıcın yalmanıyla seni doğrarım Gazan; eğer ejderha öldürmüşsen gazaların mübarek olsun, avından bana da bir göz aydınlık ver” dedi. Gazan attan indi, kılıcını Karabudağ’ın beline bağladı. Karabudağ’ın orada “kılıcına pehlivan” olup olmadığından padişah Bayındır haberdar oldu. Gazan ejderha öldürmüştü, İç Oğuz’u ve Dış Oğuz’u götürüp [Gazan’ı] karşıladı. Gazan attan indi, yetmiş adım koştu (S. 61), Bayındır padişahın ayağına düştü, Ejderha deri­sinden yapılmış gölgeliği kurdu. Bayındır padişah gölgeliğin altında bağdaş kurdu. [Gazan] yedi gün, yedi gece padişahı ağırladı. Dedem Korkut der: “Gazan gibi cesur yiğit dünyadan geldi geçti”.

AZMUN, Yusuf (2019). Dede Korkut’un Üçüncü Elyazması – Soylamalar ve İki Yeni Boy İle Türkmen Sahra Nüshası (Metin, Çeviri, Sözlük, Tıpkıbasım). İstanbul: Kutlu Yayınevi

Bét (sayfa): 85-88 arası.

Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Kutlu Yayınevi
431

Yazar Girişi

YAZARLARIMIZIN GÖRÜŞLERİ

ORTAKLAŞA KİTAP ÇIKARABİLİRİZ!

BİZİMLE ÇALIŞMAK İÇİN BİRKAÇ NEDEN