Açıklama
Demir bir kapı kapandığında, dışarıda yalnızca bir insan kalmaz. Bir anne evladının kokusundan, bir baba çocuğunun büyüdüğü günlerden, bir genç yarım kalan hayallerinden kopar. İçeride zaman ilerlemez; insanın içine çöker. Geceler uzar, geçmiş insanın karşısına oturur ve parmaklıklardan daha ağır bir şey konuşmaya başlar: Vicdanın hiç susmayan sesi…
Zindanın Sesi; çocukken susturulanların, sevgisiz büyüyenlerin, yanlış insanlara güvenenlerin, öfkesine yenilenlerin ve bir anlık kararla ömrünü değiştirenlerin hikâyesidir. Bu sayfalarda evladına sarılamayan annelerin gözyaşı, babasının cenazesine gidemeyen bir oğlun yarım kalan vedası ve çocuğunun büyüdüğünü yalnızca hayalinde görebilen bir babanın çaresizliği vardır.
Bu kitap suçu aklamaz, sorumluluğu yok saymaz. Ancak her suç dosyasının ardında bilinmeyen bir çocukluk, duyulmayan bir çığlık ve geç kalınmış bir yardım bulunabileceğini hatırlatır. Bazen cezaevine giden yol, suçtan çok önce, kimsenin “Nasılsın?” diye sormadığı bir evde başlar. Cezaevi bir kurtuluş kapısı değildir. Birkaç saniyelik öfkenin, kolay para arzusunun, yanlış arkadaşlığın veya düşünmeden verilen bir kararın bedeli yıllarca sürer. Üstelik yalnızca suç işleyen değil; annesi, babası, eşi ve çocukları da bu bedeli taşır.
Gençleri suçtan korumak için onları yalnızca korkutmak değil; dinlemek, eğitmek, doğru yönlendirmek ve zamanında desteklemek gerekir.
Bir anlık karanlığın ömrünüzün bütün ışığını söndürmesine izin vermeyin; çünkü özgürlük, kaybedildiğinde değil, korunduğunda hayat olur.




